Mavi Değirmen

Mavi Değirmen

Şu ‘ölümlü-ama-doyumsuz’ zanlı ruhlarımızın var olmaktan hoşnut olabilmek için gereksindiği şeyler aslında öyle ufak ve ulaşılması kolay şeyler ki, mucizelere bırakılmış ulaşılabilirliklerin demir parmaklıklarına dolanıp üreyen o karanlığa yazgılı umutsuzluklar ruhlarımızın asıl ihtiyaçları olan eksikliklerin farkına varabilmemize imkân vermiyor ne yazık ki.

Oysa sadece, varlığımızın bu âlemde bir yeri ve anlamı olduğunu bilebilmek yeterdi bize.
O anlamı sadece başkalarının gözündeki imgemizde bulabilirmişiz gibi, adam olmayı elbise’mizde, titrimizde mülkümüzde, kurallarını kendimizce yonttuğumuz o kıyasıya yarış içindeki savaşçılığımızın başarısında aradık, ‘gibi’ olduk, ‘gibi’ davrandık,
ama devlet adamlığımız da sanatımız da, kimliğimiz sanki hep görünüşte kaldı; suretine takılıp kaldık.

Toplumun ve bireyin içindeki uçurumlar büyüyedursun, anarşinin ruhu insan kemiği közlü korda koca kazanlarda pişedursun, ya sanatçı olmak ne menem bir şeydi bu dünyada? Genç sanatçı hangi akla sığar umut ve ideallere yönlendirebilirdi tutkularını? O küçücük anlam bir işciğe yaradığını görebilmek kadar basit ve dolaysız bir kanıya bağlıydı madem, nice acılar yaşamış ve nice Yunus’lar görmüş de olsa, görünüşte ilerlemiş ama asılda hep aynı kalmış şu baştan sona silbaştan dünyada, sözün ne değeri vardı ki, oyalamaktan ve oyalanmaktan başka?

Ama başkaca bir anlam göremiyorsa elinin de gitarının da var oluşunda, yapacak ne kalır geriye, uçurtmalar düşlemekten,
onları labirentin tepesine göklere savurup
onları görenlerin coşkusuyla coşmaktan, gülüşleriyle güllenip umutlarıyla umutlanmaktan başka?

Apaçık Bir Kitap Gibi

Belki de müzik,
özüme olan çığlıksı özlemimin adıdır.
Belki de bu özlemle müzik,
ruhun ve yüreğin dünya realitesinin şartlarının mahpusu olmadığını,
dilek kuyusunun kör ve dipsiz bir yalan değil,
özle yürekle bir olduğunu bestelemenin andıdır.

Nöbetçiyiz

Nöbetçiyiz

İster refah kahrolsun, zehrolsun hayat
İster kurşun düşsün yanımıza, belimize
İster kuru ekmek geçmesin elimize
Halel gelmez ateşimize, and olsun

20240327225630
Yanıt

Yanıt

Haydi silkinelim, ayağa kalkalım,
aydınlığa çıkalım, hep birlikte!
Haydi bütünleşelim, insanlığa varalım,
zulmeti yıkalım; hep beraber!

20240327231206
Ah İle

Ah İle

İşte yine kedim ve ben,
ikimiz de harabe
Bir dişi kedi işi belli,
yüzü gözü yara bere

20240329160408
O

O

Bir sabah bitap uyandım
Sordum suya nedir bu halim
Dedi ki, onu sen çoktan yitirdin
Sordum nedir o yitirdiğim

20240331001054
Binalar Ormanında

Binalar Ormanında

Gel canım şu çınara varalım
En yüksek dallarına konalım
Sevgiye yazgılı kumrular olalım
Hem yeri hem göğü bilen olalım

20240331051028
Semada Bir Can

Semada Bir Can

Kalbimin karanlık çağının ardından
Kapkara bir kışın ardından
Bir kelebek sıyrılmış kozasından
Yeşermiş bir dalın kuytusundan

20240401162957
İncicik Bir Damlacık

İncicik Bir Damlacık

Ve gökler gümledi, yağmur boşandı
O bir damla doğurmuş bu müthiş tufanı
Rahmet miydi neydi adı, yağdı ve yağdı
Yürek bir rock şarkısı, of, kanatlandı!

20240401233938

Anlamsal Tema

Mavi

Uzaktan bakıldığında en dikkat çekici renk olan mavi, denizin ve gökyüzünün rengidir ve dolayısıyla enginliği sezdiren, genişlik hissini en kuvvetli şekilde veren renktir. Ressam Kandinski onu şöyle tanımlamış:

“İçe işleyen güçte bir anlam ifadesi, mavide ve onun izleyiciden uzaklaşan ve kendi merkezine dönen fiziksel hareketlerinde bulunur. Mavinin derinliğe eğilimi öylesine güçlüdür ki, renk koyulaştıkça içsel çekiciliği güçlenir. Mavi tipik ilahi renktir. Sonsuz bir dinginlik hissi yaratır. Siyaha yaklaştığında, insanı da aşan bir hüzün yansıtır.”

Vasili Kandinski

 

Şunlarsa daha geleneksel tanımlar:

“Mavi renk kaynaktaki saf ve berrak suyu temsil eder. Mavi ışık gece karanlığında parlayan ve süreklilik arz eden ışık gibi görünür. Dolayısıyla mavi renk devamlılığı, sürekliliği temsil eder. Aynı zamanda dürüstlük, umut, gençlik, sükunet, derinlik ve sükut anlamları da taşır.”

“Mavi, hayalin gerçeğe dönüştüğü sonsuz bir yolun rengidir. İnsanı kendine çeker. Bir yönüyle de mavi içe dönüktür. Derin duyguların ifadesidir. Sevgiye, duyguya, güzelliğe yöneliktir. Anlayışlıdır. Temel özelliği kendisi ve çevresi ile barışık olmasıdır. Mavi, bulunduğu ortama uyar, insanları anlar. Sadakat ve güven verir, sevgiliye sadakat içerir. Estetik yaşamı teşkil eder; çekicidir, hoştur, sanat felsefesinde ‘kendine özgü güzellik’ diye geçer. İnce düşüncelerin, hassasiyetin bütün türlerine uyar. Mavi, ait olmak, yaşam ve ahlaki değerlerin denge içinde yürütülmesi demektir.”

Sabahtı; yüksek pencereden, komşu evlerin uzun çatıları üzerinde neşeyle süzülen gökyüzünün saf, parlak mavisini gördüm. O da sanki özel planları varmış ve bu olay için en güzel kıyafetlerini giymiş gibi neşe dolu görünüyordu.

Hermann Hesse

Değirmen

Her şeyden önce bir öğütme/öğütülme durumunu ifade ediyor. Müzisyenin/sanatçının dış dünyadan gelen veriyi öğütüp onu insanlara sunması durumu. Rüzgâr değirmeniyse sadece rüzgârın gücüyle, estiği kadarıyla çalışabilir; rüzgâr esmiyorsa ya da su akmıyorsa elinden bir şey gelmez, işlevi kalmaz. Değirmen Taşında’da söylendiği gibi, aynı zamanda müzisyeni de öğüten bir düzenektir; ve belki de bir yandan da, ‘müziğin dinleyicisini öğütmesi’ durumudur.

 

Diğer yandan bu imge, ‘mavi gezegen’ dediğimiz dünya’yı da sembolize ediyor. Bu göndermeye göre, dünya da taşına konulanı öğüten, toz haline getiren bir düzenektir.

lifeadventurously.com’da ise yel değirmeninin ruhsal anlamları özetle şöyle tanımlanmış:

Şunu hayal edin: Sakin bir Hollanda manzarası, rengârenk lale tarlaları ve bu güzelliğin arasında nöbet tutan, yelkenleri rüzgârın hafif okşamalarıyla dönen görkemli bir yel değirmeni. Yel değirmenleri yüzyıllardır sadece insanın doğanın gücünden yararlanma yolu değil, aynı zamanda azmin, umudun ve yaşam ile zamanın döngüsel dansının sembolü olmuştur.

Yel değirmeninin her dönüşü bir kalp atışı gibidir; hayatın zorluklara rağmen devam ettiğinin ritmik bir onayıdır. Acımasız değişimler karşısında bile bizi değerlerimize ve sürekli dönen varoluş çarkına bağlayan sabitler, çapalar olduğunu hatırlatıyorlar.

Rüyada Yel Değirmeni: Sembolizmin Yorumlanması

Rüyada yel değirmenleri görmek, çoğu zaman yolculukları, geçişleri ve ne kadar sert olursa olsun hayatın rüzgârlarını kucaklamayı hayal etmek anlamına gelir. Rüya âleminde rehber görevi görürler, gözden kaçırmış olabileceğimiz yönlere doğru bizi yönlendirirler, bizi sezgi ve içgörü esintilerine yelken açmaya teşvik ederler.

Bu tür rüyalar gizemle dolu olsalar da çoğu zaman mesajlar taşır. Direnç, kırılmanın değil bükülmenin gücünün farkına varılması ve evrenin akışına uyum sağlamanın muazzam potansiyeline dair mesajlar.

Yel Değirmenlerinin Manevi Açıdan Yorumlanması

Yel değirmenleri, insanın ilahi enerjiyi kullanma arzusunu yansıtan semboller olarak görülebilir. Daha geniş bir manevi anlamda yel değirmenlerinin, insanlığın ilahi olanla ortak olma, doğanın verdiğini alıp onu dönüştürme, onu hayatta kalmak için kanalize etme arayışını kapsadığı söylenebilir. Bunlar, pek çok açıdan, inançla beslenerek, yaşamın rüzgârları ve durgunluklarında yol aldığımız, soyut olandan güç ve amaç aldığımız, manevi gerçeklerimizi fiziksel alemde tezahür ettirdiğimiz, üstlendiğimiz manevi yolculuklara benzer.

Dini ve Kültürel Metinlerde Yel Değirmenleri

Çeşitli kültürlerde yel değirmenine yalnızca fayda değeri nedeniyle değil, aynı zamanda sembolik zenginliği nedeniyle de saygı duyulmuştur. Örneğin Sufi geleneklerinde, mest edici danslarıyla dönen dervişler, ilahi sevgiyi kanalize eden ve yayan insan yel değirmenlerine benzetilebilir.

Ayrıca, yel değirmenlerinin portallar olduğu, diğer diyarlara açılan kapılar olduğu, kahramanların maceraya atıldığı, hazineler bulduğu veya zorluklarla karşı karşıya kaldığı sayısız masal, folklor var. Her hikâyede, her kültürel fısıltıda, yel değirmeni sadece ahşap ve yelkenden oluşan bir yapı olarak değil, aynı zamanda insan ruhunun, özleminin ve dünyevi ile ruhani olan arasındaki ebedi dansın bir amblemi olarak ortaya çıkıyor.

lifeadventurously.com

Spiritual Meaning of Windmills

Paylaş:

Yorum Yap