Proje Kategorisi: Makaleler

Proje

Multi-Track Recording

Sürdükleri eğitim seneleri bulmuş ‘müstakbel profesyonel’ müzisyenleri dinlerken, insanı madde aleminin realitesinin ötesine, duyusal klişelerin ardındaki özgür dünyaya geçirebilecek tını boylarına rastlamak zordur. Hedeflerinin koyduğu çizgiden aşağıda olduklarından, yansıttıkları dünyanın titreşimleri bizi dünyalı kişiliğimizden silkmeye, içimizdeki alemin duvarsız boyutlarına liftlik etmeye muktedir değildir. Oysa, zihninde ruh ve teknik gibi bir ayrım bulunmayan, en ilkel bir kabilenin bir tamtamcısı bile ‘yüreği ile elleri arasındaki mesafe sıfırsa’ buna kadirdir.

Proje

Batıkent Tarihi

1974 yılında dönemin Ankara Belediye Başkanı Vedat Dalokay tarafından başlatılan, memur, işçi, esnaf ve diğer bağımsız çalışanların oluşturdukları bir kooperatifler birliği olan Kent-Koop’un 17 Ekim 1979 tarihinde kurulmasıyla uygulamaya konan, ilk iki yıl Ali Dinçer’in, sonraki on yılda ise Murat Karayalçın’ın başkanlığında yürütülen Batıkent Projesi, köyden kente göçün çok yoğun olduğu bir dönemde hızla büyüyen konut açığına bir çare olarak geliştirilmişti. O günlerde başkentte konut açığı 2 milyon’lu rakamlardayken yıllık nüfus artışı ise 120.000 kişi civarlarındaydı.

Proje

Batıkent ile Çayyolu’nun İlçelik Düşleri

Batıkent, Türkiye’nin AB adaylığında bekleyişini andırır şekilde, uzun süredir ilçe olmaya aday, ve Çayyolu’yla beraber Ankara’nın ilçelik için en çok adı geçen iki bölgesinden biri. Gerçi, bu yazı için yaptığımız araştırmada edindiğimiz izlenime göre, Batıkent Çayyolu’ndan daha büyük ve kalabalık bir bölge olmasına rağmen kamuoyu oluşturma yolunda onların biraz gerisinde kalmış. Gazete ve dergileri ve radyo istasyonlarıyla etkileşimde etkin bir topluluk olan Çayyolulular ilçe olma yönündeki talepkarlıkta her zaman daha ağır basmışlar. İlçe olmaya olan ilginin son on yılını kabaca değerlendireceğimiz bu yazıda görüş bildirmek yerine ağırlık kazanmış görüşlerin kabaca bir dökümünü yapma yolunu izlediğimizi, yazımızı konuyu yeniden gündeme getirmekten ziyade konular dosyamıza katmak maksadıyla hazırladığımızı vurgulayalım.

Proje

Bisiklet Yolu İster misiniz?

Şehir içinde bisiklet kullanımını yaygınlaştırmanın faydalarına geldiğimizde, uzmanlar hemfikir. Ankara’da her gün 250’nin üzerinde aracın trafiğe katıldığını düşünürsek, hava ve gürültü kirliliği, trafik stresi, benzin ve mazot giderleri, trafik yoğunluğunu hazmedebilecek yollar, köprüler, metrolar, katlı kavşaklar yapmak gibi zorunluluklar da günbegün artacak.

Avrupa’da bisiklet kullanımı son derece yaygın; trafikte bisiklet kullanırken gerçekten son derece rahatsınız; ama baştan kabul etmek lazım, çoğu Avrupa metropolü Ankara ve İstanbul gibi bol yokuşlu, inişli çıkışlı şehirler değiller. Londra, Paris ya da Amsterdam’da, vaktiniz varsa şehrin her yanına bisikletle gidebilirsiniz. Benzin gideriniz olmayacağı gibi, sağlığınıza yarayacağı da kesindir.

Proje

İnönü Batıkentgücü

Biz Türkler gururlu milletiz. Bizi temsil eden çocuklarımızdan mutlak başarı bekleriz. Bizi önce heveslendirip sonra da hedefi kılpayı kaçırırlarsa onları yerden yere vururuz, ama onlara toplumca biz ne kadar verdik, orasını pek düşünmeyiz.

Avrupa Kupaları piramidin tepesiyse, zemininde amatör kulüpler var. Piramit, olanca ağırlığıyla bu geniş temel üzerinde oturuyor. Zemine yatırım yapmadan tepeden başarı beklemek boş. Tabii bütün mesele bizi temsilse ve hepsi çocuklarımızı yarıştırmaktan ibaretse. Ama değil; çünkü sanat gibi spor da (ki sanattan da önceliklidir), çocuklarımızı erken yaşlardan itibaren yönlendirmemiz gereken, hem sağlıklı gelişimleri yolunda büyük fayda sağlayacak hem de onları kötü ya da gereksiz alışkanlıklardan uzak tutacak olan önemli bir gereklilik madem, konuya sadece aileler bazında değil toplumca da ilgi ve ciddiyetle eğilmemiz gerektiği kesin.
Bir şeyler yapıyoruz yapmasına ama, piramidin zemini olan amatör kulüpler seviyesinde manzara hiç de iç açıcı değil. Bir örnek, kendi kentimizin, Batıkent’in iki takımından biri: İnönü Batıkentgücü.

Proje

Vedat Dalokay Parkı

Batıkent’in ilk parklarından biri olan Vedat Dalokay Parkı, uğramayanların şüphesi olmasın, dışarıdan göründüğünden çok daha güzel bir yer.

Batıkentli zaman ölçülerine göre kadim sayılabilir bir ortam ya, ağaçları da kemale ermiş, yerlerini benimsemiş ağaçlar. Yakınlarında olmak, aralarında dolanmak, gölge- lerinde oturmak -hele sıcak bir Ağustos günündeyseniz- son derece keyifli. Evinizde bunalıp kendinizi dışarı atmak isterseniz, serin ve ferah gölgelikler doğanın bu avuç içi kadarcık sığınağında dilediğiniz kadar var.

‘Avuç içi’ benzetmesi bir yana, burası yine de Batıkent’in en büyük parklarından biri. Ancak yeşil alan yerini büyük ölçüde, parkın adını zaman zaman Türkiye çapında duyuran konser ve etkinliklerde kullanılan sahnesi, seyirci alanı ve sahneyi çevreleyen suni göle vermiş burada. Bir de Pamukkale travertenleri tarzı havuzları var tabii, bilindiği üzre.

Proje

Güven Bayraktar

İlk sayımız için yaptığımız ziyaretlerin en sonuncusunda, varlığıyla yokluğu belli olmayan, hatta kapalı olduğunu düşünüp kapısını açmakta tereddüt ettiğimiz, ama açışımızla birlikte kendimizi o sıcacık ortamında bulduğumuz ender rastlanır niteliklerde bir mekana denk geldik. Bizi karşılayan güler yüz, Güven hanımın. Duvarlar boydan boya yağlıboya tablolarla kaplı. ‘Ne güzel resimler bunlar’ derken hepsinin Güven hanımın emeğinin ürünü eserler olduğunu öğreniyoruz. Gerçekten, Anadolu’nun tınısını duyumsamak, hatırlamak isteyenler için, mekanın geneli gibi bu resimler de en dolaysız bir kaynak olabilir. Burası bir restoran. Yöresel lezzetlerin durağı bir mantı evi: Tehne.

Proje

Ali Dinçer Parkı

Kendi boyutundaki parklar arasında Ankara’nın en güzel parklarından biri olan Ali Dinçer Parkı, şüphesiz ki en sevilen, en çok ziyaret edilen ve en iyi bakılan parkımız

Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı’nca Batıkent’in en merkezi yerindeki 68.000 metrekarelik bir alanda yaptırılmış ve 2007’nin Eylül ayında tamamlanmış olan parkta, sentetik çim kaplı iki saha, 1150 metrekarelik fiber katkılı renkli beton iki tenis kortu ve 1100 metrekarelik fiber katkılı renkli betondan iki de basketbol sahası bulunmakta. Sentetik çim kaplı koşu ve yürüyüş yolu 820 metre uzunluğunda, 4 metre genişliğinde; fiber katkılı renkli betondan bisiklet yolu ise 300 metre uzunluğunda.

Parkın 300 metrekaresi idare binasına, 160 metrekaresi çelik konstrüksiyondan yapılmış kafeteryaya, 140 metrekaresi dahilinde bir umumi tuvalet de bulunan bir satış büfesine ayrılmış. Umumi tuvalet binasını yapay bir şelale gizliyor. Bu şelaleye ait bir yapay derenin yanısıra parkta iki de havuz var. İki geniş çocuk oyun alanının yanısıra spor aletleri bulunduran bir sağlıklı yaşam alanını da içeren parkta üç güvenlik kulübesi noktası bulunuyor. Yeterli sayıdaki güvenlik görevlileri tam bir disiplin içinde çalışıyor ve ortamın genel huzurunu sürekli biçimde koruyorlar.

Proje

Meydan Batıkent

Bir zamanlar Batıkent, kültürel ya da ticari her türlü ihtiyaç için ‘dışa’ neredeyse yüzde yüz bağımlıydı. Geniş yolları, yeşil alanları ve akılcı planlamasıyla kağıt üzerinde harika da dursa, onu yaşayan gerçek bir kent olarak görmemize olanak tanıyacak bazı hayati unsurlardan tümden yoksundu: Sportif faaliyet ortamları ve arada bir uğrayan mini lunaparklar bir yana, sinema ve tiyatro gibi toplumsal hayatın can damarı unsurlar, ve haydi onlar da bir yana, nitelikli kafeler gibi küçük işletmeler dahi söz konusu değildi.
Bugün, Batıkent’in tam göbeği, üç tarafı park olan en büyük kavşağın iki yakasındaki büyük oluşumlar dolayısıyla kentimizin önemli boyutta bir değişim geçirmekte olduğunu, hayatımızın tam orta yerinde ortaya koymakta. Bir tarafta alışveriş merkezleri ve sinemalarıyla Atlantis City, bir tarafta tiyatrosu ve yine alışveriş merkezleriyle Meydan Batıkent. Kentimizin kalbinin çok uzak olmayan bir zamanda bu kavşak olacağını öngörmek güç değil. Burası, Batıkentlinin kültürel ve ticari ihtiyaçları için çok şeritli yolların kalabalığına karışıp kilometrelerce yol katetmektense gelmeyi tercih edeceği , kalabalığın ve trafiğin vızır vızır akıştığı canlı mı canlı bir cazibe merkezi olacak.

Proje

Baz İstasyonları

İlkyerleşim Mahallesi sakinleri, bir evin çatısında su deposu şeklinde kamufle edilerek konuşlandırılan bir baz istasyonunun kaldırılması için 22. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davayı kaybetmişlerdi.
Hikayesi uzun: İstasyon Telsim (Vodafone) tarafından 2000 yılında kurulmuş, ama ev sahibinin pişmanlık duyduğu ve 5 yılın hitamında sözleşmeyi feshedeceği söylemiyle çevre sakinlerini oyalaması nedeniyle olay yargıya 2006’dan önce intikal etmemiş. Dava Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış, Gazi Ünivesitesi’nde ERNK Başkanı olan Prof. Nesrin Seyhan tarafından yapılan ölçümler dayanak alınarak durdurma talebi iletilmiş, ancak dava olumsuz sonuçlanmış. Sonrasında temyiz hakkı kullanılarak Yargıtay’a başvurulmuş. Temmuz 2009’da Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin kararı ile Yerel Mahkeme kararı leyhte bozarak düzeltilmesini istemiş, 2009 Aralık’ında 22. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafları tekrar duruşmaya çağırmış, ancak sonuç yine olumsuz olmuş.

Proje

Çalkantı

Bu makale dizisinin ikinci sayıda yayınladığımız ilk bölümünde, dizinin adı olan ‘Düşünce’ sözcüğünü diğer anlamıyla, ‘düşmek’ fiilinden türeme anlamıyla kullanmış, insanoğlunu ‘dünyaya düşmüş varlıklar’ olarak ele alan bir tasavvur kurgulamıştık.

Bu tasavvuru ‘insanoğlu düştüğünde gökyüzündeki o her şeyle bir ve cisimsiz hâlini yitirmiştir; besberrak su haliyle bedenlenmiş, dünyaya düşmüş ve düştüğü yerdeki ortamın niteliğine göre bir şekil almıştır’ şeklinde mantıklamaya koymuş, yeryüzünde çeşitli biçimlerde kümelenerek denizler, göller, akarsular (kavimler, toplumlar) oluşturan damlacıkların hareketlerini suyun hareketi olan akıntıların tıpkısı olduğu görüsüne, ve ‘çalkantı’ durumunun doğal bir ‘etkiye tepki’ durumu olduğu sonucuna varmıştık.

Aynı tasavvuru bu kez ‘çalkantı’ durumuna odaklanarak sürdürelim ve diyelim ki: Denizin hâllerinin tümü, her damlasında mevcuttur: Kah sükunet ve huzur, kah karmaşa ve çalkantı.

Rüzgâr esecek, sıcaklık sürekli değişecek, su da aldığı tüm etkilere göre sürekli biçimde hâl ve tavır değiştirecek, hâlden hâle geçecektir: Her damlası da doğal olarak kâh süzülüp kâh savrulacak, ebedicesine devinen kozmosun ebedicesine devinen birer yapıtaşı gibi, sürekli biçimde hâlden hâle geçecektir.

Proje

Düşünce

Bu yazıda, köşenin adı olan ‘Düşünce’, öncelikle diğer anlamıyla, ‘düşmek’ fiilinden türeme anlamıyla kullanıldı. Yani ‘düşmüş olma hâlindeki durum’ şekliyle..

Bu, bir olasılığın tasavvuru. İnsanoğlunu ‘dünyaya düşmüş varlıklar’ olarak ele alan bir tasavvur bu. Tıpkı yağmur gibi, damlacıklar halinde yağıp, denizlere, göllere, akarsulara, gölet ya da birikintilere dönüşme hâli gibi yani.

Bu tasavvuru mantıklamaya koyduğumuzda, ‘insanoğlu düştüğünde gökyüzündeki o her şeyle bir ve cisimsiz hâlini yitirmiştir; besberrak su hâliyle bedenlenmiş, dünyaya düşmüş ve düştüğü yerdeki ortamın niteliğine göre bir şekil almıştır’ diyebiliriz.

Açımlamayı sürdürürsek bu tasavvur bakalım nasıl bir görünüm alır:

  • 1
  • 2