İnönü Batıkentgücü – Zirvede ve Düşüşte
Biz Türkler gururlu milletiz. Bizi temsil eden çocuklarımızdan mutlak başarı bekleriz. Bizi önce heveslendirip sonra da hedefi kılpayı kaçırırlarsa onları yerden yere vururuz, ama onlara toplumca biz ne kadar verdik, orasını pek düşünmeyiz.
Avrupa Kupaları piramidin tepesiyse, zemininde amatör kulüpler var. Piramit, olanca ağırlığıyla bu geniş temel üzerinde oturuyor. Zemine yatırım yapmadan tepeden başarı beklemek boş. Tabii bütün mesele bizi temsilse ve hepsi çocuklarımızı yarıştırmaktan ibaretse. Ama değil; çünkü sanat gibi spor da, çocuklarımızı erken yaşlardan itibaren yönlendirmemiz gereken, hem sağlıklı gelişimleri yolunda büyük fayda sağlayacak hem de onları kötü ya da gereksiz alışkanlıklardan uzak tutacak olan önemli bir gereklilik madem, konuya sadece aileler bazında değil toplumca da ilgi ve ciddiyetle eğilmemiz gerektiği kesin.

Takımımız zirvede: Ekim ayı sonunda sonlanan U-17 Ligi sezonunda grup mücadelelerini beklenmedik bir performans göstererek lider tamamladılar ve Birinci Amatör Lige yükselme yolundaki eleme maçlarına çıkmaya hak kazandılar.
Ve düşüşte: Çünkü elemelerde biz Batıkentlilerin onlara veremediği olanaklarla çalışan belediye takımlarının çoğunlukta olduğu bir gruba düştüler. Ve dahası, kulübün Kurucu Başkanı Ahmet Köse, ilgisizlikten yakınmak şöyle dursun, kulübü yürütmekten caymayı da ciddi ciddi düşünüyor gibi görünüyor.
Sahaya saldığımız çocuklarımızın o tecrübeden edindiklerinin, paylaşımın ve beraberce bir şeyler başarmanın mutluluğundan ziyade hiçbir getirisi olmayan böyle bir işte, ama bu nedenlerle de kutsal olan böylesi bir sevda işinde, Başkan Ahmet Köse ve İkinci Başkan Kemal Kasap gibi insanların yalnız bırakıldığını görmek üzücü. Herhalde diğer takımımız olan Batıkent Kültürspor’da da durum bundan çok farklı değildir.
Başkan Köse, durumlarını “Külüp binamız sadece bir bagaj” sözleriyle tanımlıyor: “Senelerdir faaliyet gösteriyoruz, ama henüz hiçbir belediye bize bir ortam tahsis etme yolunda bir gayret sarfetmiş değil. Oyuncularımızın kramponlarını aileleri karşılıyorlar; primler dahil diğer her türlü gideri biz kendi cebimizden karşılıyoruz.”
İkinci Başkan Kasap da, takımlarının zoru başardığını, onlara gerekli altyapıyı sunamamalarına rağmen canla başla mücadele ederek sezonu zorlu bir grupta başarıyla tamamladıklarını söylüyor ve açık yüreklilikle ekliyor: “Elimizden geleni yapmakla birlikte, bu başarıyı gösterebileceklerine sezon başından beri hiç inanmamıştım. Fakat başardılar.”
İnönü Mahallesi çıkışlı bir kulüp olan Batıkentgücü, sezona soğuk duşla başlamış: Yapıspor’a ilk maçında deplasmanda 5-0 mağlup olmuş. Hıncını ikinci maçında Yenimahalle Gücü’nden çıkarmış ve maçı 10-5 gibi sıradışı bir skora götürmüş. Ostimspor ve Başkentgücü yenilgileri, Mamakspor, Kızılcahamam Belediyespor ve Etlikspor galibiyetlerinin ardından sezonun ikinci yarısı da aynı şekilde başlamış: İlk maçta Yapıspor’a 3-0 yenildikten sonra yine Yenimahalle Gücü’ne patlamışlar ve maçı 6-0 almışlar. Sonrasındaki 3 galibiyet ve bir beraberliğin ardından, Ekim ayı sonundaki son maçta Etlikspor’la 1-1 berabere kalarak grubu tek puan farkıyla lider tamamlamışlar.

İnönü Batıkentgücü, 1.nci Amatör Lige terfi yolunda tarihinin en önemli maçlarına çıktı; Pursaklar Belediyespor, Gölbaşı Belediyespor, Ankara Demirspor gibi takımlarla yükselme grubunda karşı karşıya geldi. Son maçta Ankara Demirspor’dan aldıkları 1 puan bir yana dursun, Pursaklar Belediyespor’la yaptıkları maçı 7-1, gruptan lider çıkan Gölbaşı Belediyespor’la yaptıkları maçı 5-1 kaybettiler. Belediyelerin olanaklarıyla çalışan takımlara elenmiş olmalarına rağmen sonuç hüsran gibi görünüyor olabilir, ama bu noktaya hangi olanaklarla geldikleri düşünülürse bu kesinlikle alkışlanması gereken bir başarı.
Batıkentlilerin kendi takımlarına verebileceği destek için şimdi uygun bir zaman. Maddi destek derseniz muhtarlıklardaki küçük yardım kumbaralarını kullanabilirsiniz; damlaya damlaya göl olabilir. Ve en az maddi destek kadar önemlisi, bu çocuklara verebileceğimiz manevi destek: Keşke gençlerimiz, çocuklarımız takımımızı kritik maçlarda yalnız bırakmasalar. Arkadaşlar buluşmalarında, baba oğullar gezmelerinde yeşil sahamıza 90 dakikalığına uğrasalar da, sahadaki çocuklarımız da önemsendiklerini, sahiplenildiklerini hissedebilseler. Sulanmayan bitki elbette büyümez, meyve vermez. Ve olur a, futbol heyecanını Batıkent’e de getirmek güzel olmaz mıydı?


Yorum Yap
You must be logged in to post a comment.